13.03.2026
CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, İBB Davası’na ilişkin yaptığı haberler nedeniyle TRT’ye tepki göstererek, "TRT havuz medyasından daha fena bir şekilde mahkemede istedikleri görüntüyü, istedikleri algı yönetimini başaramayınca resmen aynı bizim partilerin yaptığı gibi sosyal medyada görüntüler hazırladılar. Yönlendirmenin çok ötesinde bu yapılan. TRT'nin bu yaptığı ne Anayasa olarak ne hukuk ne vicdan açısından kabul edilebilir bir şey değildir. Bir an önce TRT'nin yöneticilerini bu yaptıkları suçlardan geriye dönmelerini öneriyorum" dedi.
CHP tarafından Türkiye’nin farklı bölgelerinde düzenlenen Yerel Medya Buluşmaları’nın beşincisi Adana’da gerçekleştirildi. "Doğu Akdeniz Yerel Medya Buluşması" başlığıyla düzenlenen etkinlikte Adana, Mersin, Osmaniye, Hatay, Kilis, Gaziantep, Niğde ve Kahramanmaraş’tan medya temsilcileri bir araya geldi.
CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, buluşmada yaptığı konuşmada, gazetecilerin sorunlarını ortaklaştırmak istediklerini belirtti. Bulut, şunları kaydetti:
"GAZETECİLİK TÜRKİYE'DE ANORMAL BİR HALDE ANILIR HALE GELDİ"
"Hep ayrılıklar konuşulur ya, aslında biz ortaklaşmayı arıyoruz. Gazeteciliği birilerinin sahipliğinde yapılan iş ya da bir holdingin sahibi olduğu bir gazetecilik ya da sadece iki kutbun arasında sıkışmış bir basın olarak değerlendiriyoruz. Yani bizimkiler ve onlar... Bir kısım sadece bir medyayı takip ediyor, diğer kısım diğer medyayı. İki tarafın birbirine geçme olasılığı neredeyse sıfırlanmış durumda. Ama gazetecilik bu değil. Gazeteciler, halkın haber alma hakkını yerine getiren kamu hizmeti veren, hakikati olabildiğince açıklığıyla topluma ifade edenlerdir. Eğer o hakikatte eksik var ise, o sadece gazetecinin sorunu değil, o ülkede var olan demokrasi sorunu da ifade etmiş olur. O ülkedeki bireysel hak ve özgürlüklerin ifade edilmesinde de sıkıntıları gösterir. Hele hele yerel medya. Halbuki biraz önce il başkanımız söylediği gibi, Adana'dan örneği var, Yeni Adana. Fransızlar Adana'yı işgal ettiğinde, Yeni Adana gazetesi çıktı. Ve o gazete, Kurtuluş Savaşı mücadelesinde mihenk taşı oldu.
Günümüz Türkiye’sinde yerel medya belediyeyi izliyor, orada bir çevre sorunu varsa onu izliyor. Ve onu ulusala taşıyor. Her mesleğin sorununu en iyi bilen o mesleğin mensuplarıdır. Kim o? Gazeteciler. Gazeteciler öğleden önce yerel medyayı tartışacak. Yerel medyada neler yaşandığını anlatacak. Öğleden sonra söyleşimiz olacak. Türkiye'de var olan sorunları biliyorsunuz. Ama çözülmesi gereken en önemli hususlar ekonomik özgürlük ve örgütlenme. En son İstanbul'da yapacağımız büyük toplantının sonucunda bunu parti programının içerisine yani bir anlamda hükümet programına koyacağız. Yani siz sorunları kendiniz tartışacaksınız.
"BASINDA ŞEYTAN ÜÇGENİ VAR"
Neden gazeteciler içeri atılıyor? Bunun sebebi nedir konuşacağız? Çünkü bu unuttuğumuz değer yargısının Türkiye'de sadece gazeteciliği yok etmediğini demokrasiyi yok ettiğini vurgulamış olacağız. Çok karanlık bir dönemden geçiyoruz. Benzer örneklere baktığımızda savaş öncesi Almanya ya da Putin'in Rusya’sı ya da eski Sovyetler Birliği'ndeki bir dönemi yaşıyoruz. Çünkü kamu hizmeti dediğiniz şeye kamu destek verir. Ama bakıyorsunuz kamu bırakıp destek vermeyi aksine bir aparat olarak kullanılmaya başladı. Bugün yargı nasıl kullanılıyorsa basının aynı şekilde kullanıldığı gibi. Basında üç şeytan var. Şeytan üçgeni. Biri Basın İlan Kurumu, diğeri İletişim Başkanlığı. Diğeri RTÜK. Bunlar aynı TRT'de olduğu gibi bizim paralarımızla sizlerin vergileriyle, bahsettiğim temel kavramları güçlü tutmak için kurulmuş yerler.
Örneğin yerel medyada sorunlar var diyoruz. Yerel medyadaki sorunları özellikle ekonomik sorunları kim onların ayakta kalmasını sağlayacak? Basın İlan Kurumu. Ama baktığınızda Basın İlan Kurumu, bazı illerde yerel gazeteleri birleştirmeye çalışıyor. O birleştirmeyi gönüllü değil, zorla yapıyor.
"SANSÜRÜ YEREL MEDYADA YAPMA İHTİMALİ YOK"
Bakın şu anda toplumun en çok izlediği kanal kapatılma tehlikesi yaşıyor. Toplumun ikinci en çok izlediği kanal bir hafta kapatılabiliyor. RTÜK olarak toplumun daha kolay haber almasına, ahlaki etik konulara bakmanız gerekir. Sadece sarayın hoşuna gitmeyenleri engelleme kurumu haline gelmiş durumda. RTÜK yayınları kapatan kurum haline gelmiş durumda. İletişim Başkanlığı’nın tanımında der ki; ‘ülkenin görünürlüğünü artırmak, itibarını artırmak.’ Halbuki medya alanında en büyük itibarsızlığı yaratan gazetecilik mesleğini öldüren İletişim Başkanlığıdır. Ve son dönemde bunu en açık bir şekilde yapıyorlar. Bir gazeteye bakıyorsunuz atılan manşete bakıyorsunuz. Sonra diğer gazeteye bakıyorsunuz. Öbür gazeteyi açıyorsunuz. O da aynı. Aynı cümleler. Aynı içerik, aynı fotoğraf. Bu nedir? Bu bildiğimiz toplumu yönlendirme hareketidir. Haliyle kamunun bu kadar yoğun müdahale ettiği ve bizim paramızla yapılan bu müdahalelerin yapıldığı yerde yerel basın çok daha kıymetli hale geliyor. Bu sansürü yerel medyada yapma ihtimali yok. Şehrin hafızasını, şehrin sesini ancak yerel medya sayesinde sağlayabiliriz. Çiftçinin tarlasındaki ürünü, gencin geleceğini, alın terinin karşılığını yine buralardan göreceğiz.
TRT'ye de bir vurgu yapmak isterim. Türkiye'de siyasetin partiler var. Herkesin kendi fikrini ifade edebileceği bir yer var. Sosyal medya alanları var. Yargı var, 2018’de partili Cumhurbaşkanlığı sistemini konuşurken biz 'Bu en büyük kötülüktür, bizi 20 yıl sonra çok fena bir ülke haline getirecek. Tipik bir Orta Doğu ülkesi haline geleceğiz. Çünkü bu bir padişahlık sisteminin, bir krallık sisteminin bir benzeridir diye ifade ettiğimizde, 'Hayır, burada yasama kaliteli olacak, yargı bağımsız olacak, iktidar güçlü olacak' diye ifade edenler, aksine hepsini tek tipleştirdiler ve bunu da TRT'yi de içine alarak yaptılar.
TRT'nin geliri, hepimizin kaynaklarıyla sağlanıyor. Yapması gereken haber. Saray'ı destekliyor. Tamam ona da alıştık. Ona da bir şey demiyoruz artık. A Haber neyse TRT de aynı şekilde, hatta TRT'ye yöneticiler hep oralardan geliyor. Şimdi yeni bir sayfaya geçti. Sanki Adalet Bakanı yokmuş gibi, sanki Akın Gürlek gitmiş de yerine başka bir arkadaş gelmiş gibi, ikinci Akın Gürlek, üçüncü Akın Gürlek yokmuş gibi. Sanki havuz medyasında gazeteler, televizyonlar yokmuş gibi. Bu havuz medyasının televizyonların, gazetelerin sahipleri belli değil. Hiç siz Demirören’den Hürriyet’e ilişkili açıklama duydunuz mu? Duyamazsınız. Çünkü parasını niye vermiyor? O kadar büyük bir şirket her türlü ticareti yapıyor ama Hürriyet’in kredisi ödemiyor.
TRT'YE TEPKİ
Bunlar varken TRT ne yapıyor? TRT savcılığa soyundu. TRT havuz medyasından daha fena bir şekilde mahkemede istedikleri görüntüyü, istedikleri algı yönetimini başaramayınca resmen aynı bizim partilerin yaptığı gibi sosyal medyada görüntüler hazırladılar. İşte efendim, ‘İBB soruşturmasında şu evrak eksik’, ‘hayır vardır’ diye ifade ediyorlar. Yazık, mahkemenin ilk üç gününde vardım, orada yürekler burkulur vicdan ağlar, çocuklarından ayrı olanlar hala iddianamesinde adı olmayıp ama cezaevinde olanlar... 5 belediye başkanımızın iddianamesi yok ama cezaevindeler. Niçin içeride olduklarını bilmeyenler var. TRT olarak bunların temsilcisi oldunuz. Yönlendirmenin çok ötesinde bu yapılan. TRT'nin bu yaptığı ne anayasal olarak ne hukuk ne vicdan açısından kabul edilebilir bir şey değildir. Bir an önce TRT'nin yöneticilerini bu yaptıkları suçlardan geriye dönmelerini öneriyorum. Çünkü öyle ya da böyle tarih göstermiştir. Bu kimsenin yanına kalmaz. Kalmamıştır. İlla ki bu bir cezaevi illa ki bir mahkeme değil toplumsal vicdan açısındandır. Adnan Menderes asıldı ama bugün Adnan Menderes'i asanlar lanetle anılıyor ama Adnan Menderes saygıyla anılıyor. O gün ‘sanık Adnan’ diyenler bugün ‘sanık Ekrem’ diyen zihniyettir. O günün Türkiye'ye verdiği zarar ortadadır. Bugün toplumsal olarak geldiğimiz durum da ortadadır. Herkes kendisini kamunun gücüyle kamunun, vatandaşın ona verdiği maaşla, ona verdiği güçle davransın. Sarayın etkisiyle davranmasın."